Ingeborg Bachmann
Hiçbir şey hoşuma gitmiyor artık.
Yapmam gereken
bir eğretilemeyi mi süslemek
badem yapraklarıyla?
söz dizimini
bir ışık huzmesinde çarmıha mı germek?
Kim kafa patlatacak
böylesine gereksiz şeyler üzerine-
Bir anlayışa vardım
varolan
sözcükler aracılığıyla
(en alt sınıflar için)
Açlık
utanç
göz yaşları
ve
karanlık.
Temizlenmemiş hıçkırıklarla,
çaresizlikle
(ve çaresizlikten önce bile umarsız)
onca sefalet,
hastalık ve pahalılık yüzünden,
idare etmek zorundayım.
Yazıyı değil,
kendimi ihmal etmekteyim.
Başkaları becerebiliyorlar,
Tanrı bilir ya
sözcüklerden yardım almayı.
Ben, kendimin desteği değilim.
Yapmam gereken
bir düşünceyi mi tutuklamak
ve götürmek aydınlatılmış bir cümlenin hücresine?
Gözleri ve kulakları mı ihya etmek
birinci sınıf sözcük lokmalarıyla?
bir halkın libidosunu araştırmak,
sessiz harflerimizin sevgi değerlerini mi saptamak?
Yapmam gereken
doluya tutulmuş kafayla,
şu elin yazmaktan katılmışlığıyla,
üç yüz gecenin basıncı altında,
kağıdı mı yırtıp atmak,
ve örgülenmiş sözcük operalarını silip atmak
bir çırpıda, yıkarak: ben sen o
biz siz?
(Öyle yapılsın. Öyle yapsınlar başkaları.)
Benim payıma gelince, yitip gitsin.