Kullanıcı girişi

ÅŸiir

BERDÜCESİ -1962

Cahit ZarifoÄŸlu

a

Dehşetli üşüyor
ansızın gözbebeklerinden alaturka kurtulmuş
yoksa saçları bütün saçları dünyaya akıyor
aksarayda ve üç kulaç derinde

Saç

Cahit ZarifoÄŸlu

Zili -siz geldiniz- parmağınız durunca
a saçlısı biraz karşınızda
Ama durun uzun zaman önce
daha sizle karşılaşmadan
dört köşeli
kavÅŸaktaki odada

GECEYE DOÄžRU

Oktay Rifat

Ayçörekleri gibi kıvrık
donmuş kadavralara takılırsa ayağın
sahici bir aklın eşiğinden
ilk adımını at, yürü morakasyanın

ANLAMSIZ

Oktay Rifat

Bir konuÅŸma duymuÅŸtu
uzaktan anlaşılmayan
bir muz hevengi gibi havada
su gibi toprak gibi ağır ve tek
kopmamış yaşamdan.

MİNİBÜSTEKİ KADIN

Oktay Rifat

Hızla kapatıyordu kapısını arabanın
yok oluyordu
sarı bir boşluk kalıyordu dolduramadığım
az sonra görünmez bir ağaç
arabayı da boşluğunu da

BU BİR KASABA MEYDANIYDI

Oktay Rifat

Boyu kısaydı maviliğinde, tıknaz,
turuncuya dönünce uzun,
dul yavuklukların başsağlığı
kadar dokunaklı bu mavi ve
turunca arasındaki sıçrama

ESKİ KOLTUKTA

Oktay Rifat

Güzel ne güzel
yıpranmış incelmiş yüz gibi ak
köşkler ayakucumda
açıyorum kapılarını girip çıkıyorum
ölü bir bahçıvanla dikiyorum

YİTİKÇİ

Metin EloÄŸlu

Hadi git azıcık İstanbul iste
Kosunlar o denizi bir çanağa
Bir çıkına elesinler o günlerimi
O yazdan Üsküdar'dan ne kaldıysa Elif'ten
Doldur ceplerine

KUZGUNCUK

Metin EloÄŸlu

Tırtıllı bir mavide beliriyorlar onlarla pekişiğiz
Boncuk dizip örnelerde anımsıyorum hep
Kırpık saçlarının kırçıl bahar rengini

DURGU

Metin EloÄŸlu

Sığı ne derini ne, işte ki basbalığız
Su hızlıysa kum da işlek tuz da keskin, durguda biz
O körelmişliğimizi hımhımlığımızı