Oktay Rifat
Ayçörekleri gibi kıvrık
donmuş kadavralara takılırsa ayağın
sahici bir aklın eşiğinden
ilk adımını at, yürü morakasyanın
Oktay Rifat
Bir konuşma duymuştu
uzaktan anlaşılmayan
bir muz hevengi gibi havada
su gibi toprak gibi ağır ve tek
kopmamış yaşamdan.
Oktay Rifat
Hızla kapatıyordu kapısını arabanın
yok oluyordu
sarı bir boşluk kalıyordu dolduramadığım
az sonra görünmez bir ağaç
arabayı da boşluğunu da
Oktay Rifat
Boyu kısaydı maviliğinde, tıknaz,
turuncuya dönünce uzun,
dul yavuklukların başsağlığı
kadar dokunaklı bu mavi ve
turunca arasındaki sıçrama
Oktay Rifat
Güzel ne güzel
yıpranmış incelmiş yüz gibi ak
köşkler ayakucumda
açıyorum kapılarını girip çıkıyorum
ölü bir bahçıvanla dikiyorum