böyle
Aslı Serin
sizi hiç sevmiyorum
düşündükçe geceleri bazı
yabanotları büyüyor ellerimde
her dize bir gedik daha açıyor yazılan
ellerimde dikenleri budanmış yabanotu
sessizce gölgeme eğiliyorum
susmak dediğimde sözler miyoplu çaresizlik
sabahlar kuş seslerinden yalıtılmış demek
korku olmuş yarının adı
oysa Pazar diyor birileri buna
(o birilerini de hiç sevmiyorum)
açtığım gediklere sığınıp dikiyorum
gözlerimi üzerinize
ama sizi hiç sevmiyorum
öfkesini biriktiriyorum bu uzağın
gördüm aşk öptüğünde sol omzumdan
bir melek intihar ediyor durmadan
ötekiyle becayiş hallerinde sürekli ve uğultulu
verilmeyecek hesaplardan durmadan
kaçtığımda bazı sokakları
kararıyor sözler ağrılı ve yanık
elimde kısa çöp ne işe yarar bilmediğim
ve nerden geldiyse elime öylece
seyrediyorum sokak lambalarını
(bu sokak lambalarını da sevmiyorum işin aslı)
ama sizi hiç sevmiyorum
sevmemekle kalsam nefret ediyorum bazı
çukurlaşırken yivin anlamın
küfre dönüyor gözlerim ışık dediğiniz
çoğul ve sasımış sesleriniz –korkunç seri-
resetlenmeyen bellek ve elimde kısa çöp
telaşa kapılmadan öylece susarak yani
yazıyorum unutmamak için sizi sevmediğimi
aslında daha yazacaktım sigaram bitti
-bunu da hiç sevmiyorum-
tüm bunlardan bunlardan bunlardan
al işte
“ben de konuşmıcam tanrıyla”
iyi mi