GECEYE DOĞRU

Oktay Rifat

Ayçörekleri gibi kıvrık
donmuş kadavralara takılırsa ayağın
sahici bir aklın eşiğinden
ilk adımını at, yürü morakasyanın
serçeleri hizasına gelene dek.
seni özlüyorum seni buluyorum seni yitiriyorum
türlü bir örtü bırakıyorsun yere
bütün evler bahar çizgisine dizili
eşkenar bir kız yürüyor mezarlıkta
korkuluğa dayanarak bakıyorum
suya, suda mezarlığa ve öksüze
içimde hiç görülmemiş bir
çalgının sesi, biraz güneş
çekirgeler kaçıyor kertenkele kaçıyor
tulumbanın altındaki kovaya su doluyor
ah en olmayacak dürtülerin
cenderesinde ve özünde
bir kurt var burgu gibi,
denizin gökyüzüne kurbağalama geçilen
kavşağında bir araba bekliyor
hangi rüzgarın terkisindeyim
hangi yeldeğirmeni boynumu vuracak

ey benim bahtı karam
dişlerini göster narıma,
bacaklarını ayrı gün doğuyor
İstanbul'un yanar taşları bir bir
beliriyor deniz ufkunda,
yoksul en yoksul daha yoksul
bir anlamın içinde oturan ben
bir ırmak gibi yatay
bir çavlan gibi görkemliyim
körüm çünkü, çünkü beyaz
bir neşter yarası var sağ gözümde
geceleri güneş gibi parlayan.