BU BİR KASABA MEYDANIYDI

Oktay Rifat

Boyu kısaydı maviliğinde, tıknaz,
turuncuya dönünce uzun,
dul yavuklukların başsağlığı
kadar dokunaklı bu mavi ve
turunca arasındaki sıçrama
bu bekleyiş sabahın eşiğinde,
onu tarlasında vurmalı
onu beyaz bir mendille boğmalı
boğmalı ki ölümsüzlük gelsin
İstanbul'dan ya da Merzifon'dan
biliyorum bütün arabalar eski
atlar çelimsiz yem torbaları delik
sokaklar bakımsız ve şu kestaneci
ÅŸu oto tamircisi
çırakların içtikleri sofraya çömelmişler
gündüzün derisini yüzüyorlar
kanlı bir ceset kalıyor ortada
bense yalnızlığı seçtim şimdi daha büyük
bir kentin avlusunda yaşıyorum,
artık tragedya yok ölmek
ya da öldürmek var
beyaz bir bezi kızartmak için
görünsün diye ilk ışıkları güneşin.